ERCAN YAĞLI'NIN KALEMİNDEN DOĞA BÜROKRASİYİ AFFETMEDİ: YIKILMAYAN DÜKKANLAR HAVZA’YI YUTTU

ERCAN YAĞLI'NIN KALEMİNDEN DOĞA BÜROKRASİYİ AFFETMEDİ: YIKILMAYAN DÜKKANLAR HAVZA’YI YUTTU

Samsun’un termal şifasıyla anılan, huzurlu ilçesi Havza, 12 Mayıs 2026 akşamı maalesef şifayı değil, felaketi yaşadı. Gökyüzü adeta delinmişçesine yağan o sağanak, sadece bir doğa olayı değildi; aslında kronikleşmiş bir ihmalin ve "yarın yaparız" denilerek ötelenen kararların sert bir sınavıydı. Hacı Osman Deresi ve Tersakan Irmağı taştı; dükkanlar, umutlar, araçlar ve bir ilçenin koca bir günü balçığa gömüldü. Bugün Havza sokaklarında yankılanan tek bir soru var: Bu felaket önlenemez miydi?” İncelediğimiz tablo, karşımıza acı ve bir o kadar da ibretlik bir gerçek çıkarıyor. Felaket, aslında bir “zamanlama” kurbanı. Havza Belediye Başkanı Murat İkiz’in göreve gelmesiyle hız kazanan Hacı Osman Deresi üzerindeki dükkanların yıkım süreci, ne yazık ki doğanın hızıyla yarışamadı. Ocak 2026’da başlayan kentsel dönüşüm ve tahliye hamlesi, 60’a yakın dükkanın tamamının kaldırılmasına yetmedi. Yıllardır orada bir "tıkaç" gibi duran o beton yapılar; bürokratik döngüler derken zamanında temizlenemedi. Denklem aslında bir matematik sorusu kadar net: Eğer o dükkanların yıkımı Bahar yağmurları bastırmadan bitirilseydi, dere yatağı özgürleşecekti. Dere yatağı özgürleşseydi, Devlet Su İşleri (DSİ) iş makineleriyle oraya girecek, yatağı genişletecek ve kalıcı ıslah projesini tamamlayacaktı. Eğer ıslah tamamlanmış olsaydı, o akşam gökten boşalan tonlarca su, şehir merkezine değil, doğrudan Tersakan Irmağı’na akıp gidecekti. Başkan Murat İkiz’in felaket anında ayağında çizmeleriyle sahada olması, komşu belediyelerle kurduğu hızlı koordinasyon ve ekiplerin canla başla çalışması elbette takdire şayan. Ancak belediyecilik, sadece afet anında su tahliye etmek değil; afetin gelmesine davetiye çıkaran o yapısal engelleri aylar öncesinden yerle bir etmektir. Evet, tek tesellimiz can kaybının olmaması ve yaralanan 12 vatandaşımızın durumunun iyi olmasıdır. Ancak sulara kapılan milli servetimiz olan araçlar ve balçığa gömülen esnafın yıllarlık emeği bizlere şunu fısıldıyor: "Doğanın planı, bürokrasinin hızından her zaman daha büyüktür." Havza halkı artık mazeret ya da "yapılacaktı" ile başlayan cümleler duymak istemiyor. Halk, o dükkanların kalıntılarının bir an önce temizlendiğini ve DSİ’nin o dereyi bir daha taşmayacak şekilde "mühürlediğini" görmek istiyor. Ders çıkarıldı mı? Umarız. Çünkü doğa, yarım bırakılan projeleri ve "bir ara bakarız" denilen riskleri asla ama asla affetmiyor. Geçmiş olsun Havza... Umarız bu, aldığımız son acı ders olur. Kalın sağlıcakla Ercan Yağlı

Benzer Haberler

Konuyla ilgili birkaç güncel haberi daha okumaya devam edin.