İklim Krizi Acı Gerçek
Gündem3/27/2026

İklim Krizi Acı Gerçek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde düzenlenen uluslararası temasları kapsamında çevre politikalarına dair kritik mesajlar verdi. 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü etkinlikleri çerçevesinde Türkevi’nde sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Kurum, küresel ölçekte hissedilen İklim krizi ve Türkiye’nin bu konudaki stratejik yol haritasını paylaştı. Toplantının ana gündem maddelerini Sıfır Atık hareketi ve Türkiye'nin ev sahipliği yapmaya hazırlandığı COP31 hedefleri oluşturdu. Bakan Kurum, konuşmasında çevre meselesinin artık bir tercih değil, insanlığın varoluşsal bir mücadelesi haline geldiğinin altını çizdi.

İklim Krizi Bir Senaryo Değil

Bakan Kurum, dünya genelinde yaşanan meteorolojik değişimlerin ve doğal afetlerin birer tesadüf olmadığını belirterek, çevre sorunlarının ulaştığı boyutu çarpıcı ifadelerle dile getirdi. Bakan Kurum'a göre İklim krizi, uzak bir gelecekte yaşanması beklenen bir ihtimal ya da teorik bir uyarı senaryosu olmaktan çıkmış durumda. Bugün yerkürenin her köşesinde hissedilen bu durumun, insanlığın şu anda tam merkezinde bulunduğu bir gerçeklik olduğunu ifade etti. Aşırı hava olaylarının sıklığının son 50 yıllık periyotta geometrik bir artış gösterdiğine işaret eden Kurum, bu gidişatın sadece ekolojik bir bozulma değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir sarsıntı olduğunu vurguladı.
Meselenin sadece ağaçların veya denizlerin korunmasından ibaret olmadığını söyleyen Kurum, mevcut durumu bir "sistem krizi" olarak tanımladı. Her yıl üretilen milyarlarca ton atığın doğaya kontrolsüzce bırakılmasının; gıda güvenliğini, su kaynaklarını ve küresel istikrarı doğrudan tehdit ettiğini belirtti. Doğanın içinde bulunduğu durumu "bir kanaryanın çığlığına" benzeten Bakan, çevrenin artık uyarı verme aşamasını geçtiğini ve somut sonuçlar göstererek insanlığı bir yol ayrımına ittiğini söyledi.

Türkiye'nin Sıfır Atık ve Emisyon Vizyonu

Türkiye'nin bu küresel tehdit karşısında izleyici kalmadığını ve aktif bir rol üstlendiğini belirten Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan "Net Sıfır Emisyon" hedefini hatırlattı. Bu vizyonun bir parçası olarak Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen "Küresel Sıfır Atık Hareketi"nin, Türkiye’nin medeniyet değerlerinden beslenen bir kalkınma modeli olduğunu ifade etti. Sıfır Atık yaklaşımının sadece bir geri dönüşüm projesi değil, bir gelecek projeksiyonu olduğunu vurgulayan Bakan, Türkiye’deki güncel verileri de katılımcılarla paylaştı.
Yapılan çalışmalar neticesinde bugün Türkiye genelinde 205 binden fazla bina ve yerleşkede sıfır atık sisteminin aktif olarak kurulduğu bilgisi verildi. Toplumsal farkındalık oluşturmak adına yürütülen eğitim faaliyetleri kapsamında 25 milyon vatandaşın bu konuda bilinçlendirildiği kaydedildi. En dikkat çekici gelişme ise geri kazanım oranlarında yaşandı. Bakan Kurum, Türkiye’nin geri kazanım oranının yüzde 13 seviyelerinden kısa sürede yüzde 36’nın üzerine çıkarıldığını duyurdu. Gelecek projeksiyonunda ise hedeflerin oldukça iddialı olduğu görülüyor; Türkiye, 2035 yılında bu oranı yüzde 60’a, 2053 yılında ise yüzde 70 seviyesine çıkarmayı amaçlıyor.

COP31 Bir Kırılma Anı Olacak

Bakan Kurum’un New York’taki konuşmasının en önemli başlıklarından biri de COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) süreciydi. Türkiye’nin bu büyük organizasyona ev sahipliği yapma isteğini ve bu zirveye yüklediği anlamı açıklayan Kurum, COP31’i klasik bir diplomatik zirve olarak kurgulamadıklarını belirtti. Türkiye için COP31, küresel iklim politikasında bir "kırılma anı" ve "uygulama sahası" olarak görülüyor. Dünyanın artık kağıt üzerindeki taahhütlerden yorulduğunu ve somut sonuçlar beklediğini ifade eden Bakan, bu zirvenin uygulama odaklı kararların alınacağı bir platform olacağını savundu.
İklim adaleti kavramının altını çizen Kurum, adil olmayan bir yeşil dönüşümün kalıcı olamayacağını hatırlattı. Kalkınma hakkını korurken sürdürülebilirliği güçlendirmenin önemine değinen Bakan, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki dengenin gözetilmesi gerektiğini vurguladı. New York’taki temaslarında iş dünyası ve STK’lara da çağrıda bulunarak, bu aktörlerin COP31 sürecinde kurucu ve yürütücü birer güç olarak sahaya inmeleri gerektiğini söyledi.

Küresel Krizler ve Ortak Sorumluluk

Konuşmasında bölgesel ve küresel gelişmelere de değinen Bakan Kurum, dünyanın içinden geçtiği zorlu sürece dikkat çekti. Savaş seslerinin yükseldiği, enerji rekabetinin arttığı ve su kaynaklarının hızla azaldığı bir dönemde iklim mücadelesinin daha da zorlaştığını belirtti. Ancak Sıfır Atık modelinin Türkiye’de başarılı olmasının, küresel ölçekte de bir umut ışığı olduğunu ifade etti. Kurum’a göre, eğer güçlü bir irade ortaya konur ve işleyen bir sistem kurulursa, en karmaşık krizlerin bile yönetilmesi mümkündür.
STK temsilcilerine hitaben yaptığı kapanış konuşmasında Kurum, sorumluluk alma ve güven inşa etme çağrısını yineledi. İklim krizi ile mücadelenin ancak kolektif bir çabayla başarıya ulaşabileceğini, Türkiye’nin bu yolda hem kendi tecrübesini paylaşmaya hem de küresel çözümlere liderlik etmeye hazır olduğunu sözlerine ekledi. Harekete geçilmediği takdirde doğanın sunduğu sonuçların çok daha ağır olacağı uyarısıyla konuşmasını tamamlayan Kurum, sürdürülebilir bir gelecek için vaktin daraldığını hatırlattı.