
“Havza’daki Sel Bir Doğal Afet Değil, Yönetim Krizi”
CHP Samsun İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, dün akşam Havza ilçesinde meydana gelen sel felaketinin yalnızca doğal bir afet değil, aynı zamanda “bir yönetim krizi” olduğu vurgulandı. Açıklamada, evleri, iş yerlerini ve caddeleri balçığa gömen sel nedeniyle vatandaşlara geçmiş olsun dilekleri iletilirken, can ve mal kayıplarına ilişkin bilgilerin netleşmesinin beklendiği belirtildi.
İl Başkanı Mehmet Özdağ imzasıyla yayımlanan açıklamada, selin temel nedeninin plansız ve bilim dışı arazi politikaları olduğu ifade edildi. Özellikle Hacıosman Deresi çevresindeki meraların güneş enerji santrali (GES) projelerine açılması, sulak alanların yapılaşmaya dönüştürülmesi ve ormanlık alanların tahrip edilmesinin taşkın riskini artırdığı savunuldu.
Açıklamada, Hacıdede, Şeyhkoyun ve Ağdırhasan mahallelerinin ortak kullanımındaki meraların doğal taşkın kalkanı işlevi gördüğü belirtilerek, “Toprağın suyu tutan canlı örtüsü kaldırıldığında, üst havzada tutulamayan su vadi tabanına hızla iner. Bugün yaşanan tam olarak budur” ifadelerine yer verildi.
Selin etkisini büyüten diğer unsurlar arasında ise ilçe merkezinden geçen dere yataklarındaki yapısal sorunlar gösterildi. Köprü ayaklarının taş ve toprakla tıkanması, dere yataklarının daraltılması ve bazı bölgelerde dere üzerlerinin betonla kapatılmasının, taşkın sularının kent merkezine yayılmasını hızlandırdığı belirtildi. Bu sorunların uzun süredir bilindiği ancak gerekli önlemlerin alınmadığı ileri sürüldü.
CHP Samsun İl Başkanlığı açıklamasında, Hacıosman Deresi ve çevresindeki dere yataklarının ivedilikle ıslah edilmesi, üst havzadaki mera ve sulak alanlara yönelik tahsis işlemlerinin durdurulması ve Bekdiğin’de kamulaştırılan 12 bin dönümlük OSB alanında drenaj ile taşkın altyapısının inşaat başlamadan tamamlanması çağrısında bulundu.
Açıklamanın sonunda ise “Planlamayı sermaye takvimine bırakan anlayış, bugün Havza sokaklarını balçığa gömdüğü gibi yarın Bekdiğin Ovası’nı da sular altında bırakabilir. Bu felaketin sorumlularından hesap sormak siyasi ve vicdani yükümlülüğümüzdür” denildi.


